Su Kabağı Civcivi
Küçük Efe sabah uyanır uyanmaz annesinin atölyesine koştu. Çünkü bugün büyük gündü: annesi ilk defa su kabağından “civciv anahtarlıklar” yapıp […]
Her Su kabağının bir hikayesi vardır .
Küçük Efe sabah uyanır uyanmaz annesinin atölyesine koştu. Çünkü bugün büyük gündü: annesi ilk defa su kabağından “civciv anahtarlıklar” yapıp […]
Küçük Ömer, annesinin atölyesindeki masaya yayılan talaş kokusuna alışkındı. Okuldan her geldiğinde annesini su kabaklarını eline almış, minik bıçaklarla oyarken
Neriman her sabah gün ışığıyla uyanırdı. Atölyesi evin arka bahçesindeydi; küçük, sessiz ve talaş kokulu. Raflarda sıra sıra dizilmiş su
Anne atölyede çalışırken zımparanın sesi bütün eve yayılıyordu. Masanın üzerinde parlayan su kabakları, sanki birazdan dans etmeye hazır bekleyen balerinler
Küçük Mert o akşam annesinin atölyesine gizlice girdi. Kapının ardında zımparanın hışırtısı, metalle kabuğun hafif tıkırtısı duyuluyordu. Raflarda sıra sıra
Elif, her akşam annesinin atölyesine gizlice süzülürdü. Küçük odanın raflarında asılı su kabağı lambaları gecenin karanlığında loş ışıklar saçardı; deliklerinden
Küçük Ali, annesinin atölyesine sızan sıcak ışığı görünce merakla kapıya yaklaştı. Annesi her akşam işten sonra oturur, bir köşede sessizce